
İsyanın ne olduğunu çok iyi biliyorum. Acı, hırs, hüzün, hepsini tanıyorum. Ama melankoliyi bir din kabul edip secde eden gençliği anladığım söylenemez. Acı, hüzün iyidir. Yaşamak gerekir. Ancak alıp götürdükleri, bazen bir ömür boyu yama tutmayabilir. Mazoşizm hayatın en kolay yüzüdür. Şikayet edilecek bir şey, daima vardır. En çok acıyı, zorluğu çeken, en yüksek rütbeyi taşır gibi dolaşır. Oysa herkes gözyaşlarıyla gurur duyarken, mutlu olabilmek, sevebilmek bunlardan daha zor, daha ulaşılmaz bir hal değil midir? Burnuna kadar boka batmışken bile gökyüzüne bakabilmek. Sevdiğin her kişiden darbe almışken, yine, yeniden sevebilmek. Yaşadığın hayatı sevebilmek ve sevdiğin hayatı yaşayabilmek için mücadele edebilmek. Ben beyazın varlığına inanıyorum hala. Kırmızı saçlarım rüzgarda dalgalandıkça gülümseyebiliyorum. Kahkahayı gözyaşına tercih edebiliyorum ben. Sevdiğim adama sarılıp çilek yemeyi, sabahın köründe sahilden deniz kabuğu toplamayı, akşam blues çalan bir barda kokteylimi yudumlamayı, çok özlediğim birine sürpriz bir hediye yollamayı, küçük bir çocuğun yüzünü güldürebilmek için saatlerce onunla oyun oynamayı seviyorum. Kocaman bir muzlu pastayı tek başıma bitirmeyi, 60lardan gelen bir müzik eşliğinde dans etmeyi, ayak parmaklarımı yüzüklerle süsleyip sokak sokak gezmeyi, ezbere bildiğim mutlu bir şarkıyı sesimden utanmadan bağıra bağıra söylemeyi, bardaklar dolusu portakal suyu içmeyi, yatağa uzanıp hayaller kurmayı, sabah erken uyandığımda yanımdaki adamı yatakta zıplayarak uyandırmayı, kulağıma garip garip küpeler dizip kıpkırmızı bir rujla aynaya bakıp pozlar vermeyi, çilekli bir lolipopu çocuk gibi şımara şımara yemeyi seviyorum. Acıdan zevk almak elbette faydalı bir noktada. Ama acıyı zevk veren bir şey olarak kabullenip önünde secde etmeyi reddediyorum. Elbet bir gün yine kanayacak bir yerlerim, yine ıslanacak elmacıklarım ve aşağı bükülecek alt dudağım, ama o güne kadar şarkı söylemekten vazgeçersem, yaşadığım bu hayatı hak etmiyor olacağım. Şimdi Bob Marley çalmalı belki. Savrulmalı bütün saçlarım. Eninde sonunda o an gelecek, saçlarımdan, tırnaklarımdan, tenimden nefret edeceğim, çığlık çığlığa ağlarken. Ama o an gelene kadar, beyaz olmalıyım mutlaka, yas tutmak için daha erken.